Yayınlar
CFO Gözüyle Konuğu

Gökhan Yılmaz

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı · CEO

AgaBullion

Kariyerine CFO olarak başlayıp AgaBullion’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’ya yükselen Gökhan Yılmaz ile insanlığın en eski ticaretlerinden olan kıymetli madenlerin dijital dönüşümünü konuşuyoruz. Mülksüzleşme ve anti-merkezileşmenin damga vurduğu bu yeni çağda; gerçek dijital dönüşümün ne olduğunu, finans hizmetlerinin dijitalleşmesi ile finansal hizmet veren firmanın dijitalleşmesi arasındaki ince farkı CFO’dan CEO’ya yükselmiş bir liderin gözünden değerlendiriyoruz.

Gökhan Yılmaz portresi

Yayının Tamamı

Teknoloji alanındaki gelişmeler, internet ve mobil kullanımlarının artması, bireyleri daha farklı ve daha hızlı tüketim alanlarına yönlendirmiş ve buna bağlı olarak da alışılagelmiş dağıtım kanallarının dışında pazarlar ortaya çıkmıştır. Konuya tarihi bir perspektiften bakmakta fayda var.

Dijitalleşme geçmişteki tarım devrimi ve sanayi devrimi gibi çok önemli bir 3. Devrim olarak düşünülebilir. Tarım ve Sanayi Devrimi insanların yaşamak ve gelişmek için ihtiyaç duydukları mal ve hizmetleri elde etmelerine yardımcı olmak için önceki rejime göre daha güçlü ve verimli yolları temsil etmişlerdi. Aynı itici güç şimdi bu üçüncü ekonomik devrime de neden oluyor. Bu devrimde; insanlığın topladığı tüm bilgilere, giderek daha eksiksiz ve evrensel erişimiyle birlikte, var olan bilginin aynı anda her yerde bulunabilmesi sağlandı. Ceplerimizdeki akıllı telefonlar aracılığıyla gezegendeki diğer tüm insanlarla bağlantı kurma becerisinin yanı sıra, eşit derecede derin ve kararlı bir mutlak değişimin dinamiği başladı.

Her devrimin temelinde toplumda oluşmaya başlamış olan yeni düşünce akımının eski düşünceyi yerinden etme süreci olduğunu düşünüyorum. Günümüz dünyasında bireylerde gözlemlenen en önemli düşünce tarzları olan mülksüzleşme ve anti merkeziyetçi düşünce tarzının yükselişinin, hayatın her noktasını olduğu gibi ekonomiyi ve iş yaşamını da son derece derinden etkilediği görülebiliyor.

Artık Dünyanın en büyük global şirketleri olan birçok şirket ellerinde neredeyse hiç mülk bulundurmuyor. Örneğin Airbnb, Booking.com, Uber gibi şirketler insanların barınma, ulaşım gibi en temel ihtiyaçlarını hiçbir gayrimenkul veya araç olmadan sağlayabiliyorlar. Eskiden son derece zor olan ve birçok banka şubesi ve personel ile yapılabilen bankacılık hizmetleri artık dijital finansal servis sağlayan Paypal, Transferwise, Enpara gibi firmalar tarafından banka şubesi veya çalışanı olmadan yapılabilmeye başlandı. Ülkemizde de şu ana kadarki en büyük uluslararası şirketler yine tüketici ihtiyaçlarına dijital çözümler üreten Yemek Sepeti, Peak Games, ve Getir gibi firmalardır.

Tüm bu gelişmelerle kaçınılmaz olarak finansal teknolojilerin önemi de artmıştır. Teknolojiyi kullanarak kolaylaştırma ve otomatikleştirme yolunda hızlı adımlar atılmış ve finansal dönüşüm başlamıştır.

Yapılan araştırmalara göre İskandinav ülkeleri, İsviçre, Singapur, Güney Kore, İngiltere, Hong Kong ve Amerika dijitalleşen ekonomilerin başında yer alıyor. Singapur ve BAE daha küçük bir coğrafyada yer almalarına rağmen önemli uluslararası ticaret merkezleri olmaları sebebiyle dijital dönüşüme hızla adapte olmuş durumdalar. Bu ülkelerin başarısı hem devlet politikalarından hem de start-up’ların çok olması sonucu kültürün inovatif tabanlı olmasından kaynaklanıyor.

Avrupa’da da dönüşüme hız verildi. Dijital dönüşüm kavramı 2010 yılında Avrupa Birliği (AB) tarafından bir vizyon olarak ele alınarak değerlendirildi ve birliğin büyüme hedeflerini belirleyen 2020 planında 7 hayati maddeden biri olarak kabul edildi.

Ülkemiz bu tablonun neresinde derseniz, raporda, “kabuğunu kıranlar” grubu içerisinde yer alan Türkiye’nin devlet politikalarının da hız kazanmasıyla dijital dönüşüm konusunda ilerleme kaydeden ülkeler arasında yer aldığını söyleyebiliriz.

Dijital Dönüşüm Stratejileri Dijital dönüşüm kendi içerisinde çeşitli safhalardan geçti; dünya eskiden yazılım alıp dijitalleşeceğini düşünüyordu, denendi, fakat olmadığı görüldü. Artık süreçler dijitalleştirilmeye başlandı. Birçok şirket kendi iş yapış tarzını dijitalleştirerek aslında bir nevi teknoloji geliştiren hatta yazılım yapan bir hale geldi. Bununla birlikte bu süreçlerin dijitaleşmesi aşamasına şirketler çalışanlarını dahil etmeye başladı. Dijitalleşmede başarının anahtarı olan insan + iş süreçleri + teknoloji denkleminin gerçekleşebilmesi için artık üst yönetim yukarıdan aşağıya emir vermiyor.

Biz Agabullion olarak Türkiye’de bu anlamda lider firmalar arasındayız. Finansal servis sağlayıcı bir firmayız ve kıymetli madenler alanında fiziki dünya ile dijital dünya arasında bir köprü kurmaya, bir geçiş sağlamaya çalışıyoruz. Bunun için AgaGoldy platformunu geliştirdik. AgaGoldy ile altın gibi bir kıymetli madeni dijital evrimin rotasına soktuk. AgaGoldy platformu üzerinden İngiliz bir firma olan Aurus Technologies ile anlaşmamızı oluşturduk. Bu platformda AWG tokenlerı işlenmek üzere hizmete sunduk. 1 AWG tokenı 1 Gram altın değerine denktir. AWG tokenıyla, fiziksel altının avantajlarının yanında, taşınabilir, depolama maliyetlerinin olmadığı ve aktarılabilir bir dijital varlığın avantajlarına da sahip olabiliyorsunuz.

Bizim şu anki müşterilerimiz daha çok finansal kuruluşlar fakat bundan sonraki süreçte özellikle halk olarak çok benimsenmiş bir yatırım aracı olan altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerin fiziki olarak erişimini, dijital dünyanın sağladığı imkanlar doğrultusunda müşterilerimizin hizmetine sunmayı planlıyoruz. Bunu da özellikle şu anki iş süreçlerimizi dijitalleştirerek yapmayı hedefliyoruz.

Fiziki olarak altın veya gümüş yatırımı aslında en geleneksel yöntem ile yani mahalledeki kuyumcular üzerinden yapılıyor. Biz bu geleneksel kanalın tüm süreçlerini analiz ettik ve potansiyel müşterilerimizin hassasiyetlerini, davranışlarını inceledik. Dijitalleşme stratejimizi de buna göre oluşturduk. Müşterimizin bu geleneksel yatırım yöntemi için neleri önemsediğini inceledik ve tüm stratejimizi acaba müşterimizi kuyumcuya gitmek yerine cep telefonundan veya bilgisayarı üzerinden altın ve gümüş alımını nasıl daha cazip hale getirebiliriz üzerine kurduk. AgaGoldy platformunu da bu sürece zemin oluşturması açısından fiziksel altınlarınızın dijital karşılığı olan AWG tokenlarınızı yönetebileceğiniz bir platform olarak düşündük. AWG geleneksel yatırım yöntemlerindeki kaygıları da düşünerek bazı avantajlar sağlıyor. Bunlardan en önemlisi tokenlerınızı Borsa İstanbul kasalarında saklayabilmeniz. Dijital dünyanın zamansız mekansızlığı AWG için de geçerli. Dünyanın herhangi bir yerinde 7/24 kolayca ulaşılıp takas veya transfer edilebiliyor. Başka coinlere dönüştürülüp takas edilebilmesiyle ticaret kolaylığı sağlıyor. Blokzincir teknolojisinin varlığıyla tüm bilgiler kayıt altında tutuluyor. Yüksek güvenlik bizim için önemli. Bununla birlikte, AWG yatırımcıları, diledikleri zaman mevcut altın piyasası fiyatları üzerinden yatırımlarının karşılığını TL olarak alabiliyorlar. Yani tokenlerınızı istediğiniz zaman kullanabiliyorsunuz.

Biz müşterilerimizin, fiziki dünyada altın almasını ne motive ediyor ise dijital dünyada da onu bulabilmesini sağlamaya çalıştık. Aynı zamanda fiziki dünyada yaşayabildiği olumsuzlukları da dijitalleşme sürecinde elimine etmeye çalıştık. Finansal dünyanın dijitalleşmesinde en çok endişe veren konunun güvenlik olduğunu fark ettik. Bunun önüne geçebilmek için Borsa İstanbul ile çalışıyoruz. AWG, Borsa İstanbul kasalarında saklanan tahsis edilmiş fiziki altınla tam olarak destekleniyor.

Kendi tasarladığımız Agatrade uygulamasıyla tokenlarınızı cebinizden yönetebilmenizi sağladık. Agatrade uygulamasının kullanım kolaylığı sadece AWG için geçerli değil. Agatrade ile sadece altınlarınızı değil döviz transferlerinizi de kolaylıkla yapabiliyorsunuz. Bu günümüz dünyasında ticaret kolaylığı anlamında önemli bir avantaj sağlıyor. Mesela, altın ve döviz kurlarının anlık değişimlerini bu uygulamayla takip edebiliyorsunuz. Döviz ya da altınlarınızı biriktirmek, yatırıp çekmek ya da transfer etmek Agatrade uygulaması ile mümkün. Uygulamayı Google Play’den veya Apple Store’dan indirebilirsiniz.

Başarılı iş modellerini inceledik ve bu modellerinin özünde kullanıcılarına sundukları en önemli unsurun yalınlık olduğunu fark ettik. Google dünyanın en karmaşık algoritmasını arka planda çalıştırırken bunu frontend dediğimiz kullanıcıya görünen kısmında sadece boş bir kareyle başardığını gördük. Keza iphone’daki home tuşunun iphone’un fenomen olmasına katkısı da yadsınamaz.

Aslında biz satıştan geriye doğru, bu satışı gerçekleştirecek organizasyonun belirlenmesi ve bu organizasyonun olabildiğince sadeleşmesinin önemli olduğunu gördük. Biz de dijitalleşme stratejimizi tamamen bunu sağlayacak şekilde uygulamaya çalıştık. Şirketin hem operasyon, hemde destek fonksiyonlarında müşteri memnuniyeti konusunda ortak hedefler oluşturarak bu departmanlarda birbirleriyle senkronize çalışılmasını sağladık. Böylece şirket bir satış yaptığında bu sadece satışın değil operasyondan, finansa, ik’dan, idari işlere kadar herkesin ortak başarısı oldu. Departmanlar kendi departman süreçleriyle diğer departmanlara farklı dayatmalar ve zorluklar çıkarmıyor. Bunun yerine tüm süreçler yalın bir amaç olan müşteri memnuniyetinde birleşti.

Kısaca tekrar söylemek gerekirse bizce şirketin dijital dönüşüm stratejisi müşterilerinin beklentilerine en basit ve en hızlı şekilde cevap verecek şekilde dizayn edilmeli.

Finansal İş Modellerinin Evrimi

Finansın dijital dönüşümü 2 ana başlıkta ele alınmalı. Birincisi, şirketlerin dijitalleşme sürecinde özellikle finans departmanlarının dijitalleşmesi, bir diğeri de finans hizmetleri veren firmaların dijital dönüşümleri.

Bizim de içinde bulunduğumuz ekosistemi/paydaşları ile daha hızlı yapabilen, hükümetler tarafından regüle edilen sektörlerin (finans, sigortacılık, telekom gibi) dijitalleşmede çok hızlı ilerlediğini görüyoruz. Türkiye’nin GDP’sinin %50,’sini dünyanınkinin %13’ünü oluşturan inşaat gibi sektörler geleneksel yapılarından dolayı çok daha geriden geliyorlar ama salgın sırasında artık dünyada ve Türkiye’de “dijitalleşmeye neden gerek var” sorusu yerini “nasıl yapmalıyız”a bıraktı. Finansal hizmetlerde inanılmaz hızlı bir dijital dönüşüm yaşanıyor. Bugün birçok finansal kuruluş hızla tüm süreçlerini dijitalleştiriyor ve müşterilerinin cebine sığacak büyüklükte olmak için çalışıyor. Finansal hizmetler alanında dijitalleşme dünyada inanılmaz bir kaydileştirme de sağlıyor ve artık her kuruluş ve birey yapmış olduğu işlemler neticesinde değerlendirilir hale geliyor. Bu da aslında özellikle toplumsal huzur ve adalet açısından çok önemli kazanımlar sağlıyor. Aslında iyi insan ve örnek bir vatandaş olmak artık algoritmik olarak değerlendiriliyor ve bu değerlendirme neticesinde ortaya çıkacak olan sonuçlar insanları ve kuruluşları sürekli iyiyi yapmaya zorluyor. Şu an yapay zeka ve robotlar tartışılıyor. Finansal servis yapan şirketler ve müşterileri aslında robot kullanmaya çok uzun süre önce başladı. Buna, kendi portföy yönetimlerini yapmak adına algoritmalar yazarak veya bir çok senaryoyu aynı anda analiz edip tavsiyelerde bulunan bir yapay zekayı kullanarak başladılar. Bence özellikle finansal servis sağlayan firmalar teknoloji geliştirme konusunda dijital dönüşüme en büyük katkıyı sağlayacak şirketlerdir.

Şirketlerin finans departmanlarına baktığımızda ise katma değeri olmayan işlerin olabildiğince elimine edilmesi ve finans yönetiminin birinci derecede karar vericiler ile beraber çalışmaya başladığını gözlemliyoruz. Dünyada ve ülkemizde aslında artık herkes aklındaki senaryonun cevabını hızlıca bulabilmek istiyor. Dolayısıyla, karar vermek konusunda hızlandıracak çözümler ön plana çıkıyor. Bilgiye hızlıca ulaşmak ve farklı senaryoları çalışabilmek sanırım en kritik konular.

Kaos veya değişkenlik arttıkça aslında finansın önemi daha da artıyor. Çünkü, bu denli kaotik ortamda karlılık ve nakit akışının izlenmesi ve bu verilerin anlık olarak izlenmesi çok daha önemli.

Finans departmanları dijitalleşmenin aslında en başta başladığı departmanlar. Ben kendimi bildim bileli muhasebe hep bir programda takip edilmiştir ve şu anda da bakıldığında e fatura, e arşiv gibi devasa dijitalleşme projeleri başarıyla hayata geçirilmiş.

Dijitalleşme ile ortaya çıkan en önemli ve en değerli çıktıların başında “Big Data” geliyor. Oluşmuş olan bu büyük datayı en iyi Analiz edebilen kuruluşlar önümüzdeki dönemde rekabet açısından en öne çıkacak kuruluşlar. Kurum içerisinde data analizi, bu data analizine istinaden şirketin gelişimi için en analitik çözümü ortaya koyabilen finans departmanlarının, dijitalleşmedeki analitik becerisi ve geçmiş dijital tecrübesi ile bu dönüşüme kesinlikle liderlik edebilecek departmanlar olduğunu düşünüyorum. Karar mekanizmalarının tam ortasında olacaklar.

Yeni Modellerin İş gücüne Etkisi

Dijitalleşme işsizliğe neden olmaktan ziyade verimlilik ve üretkenliği artıracak. Y jenerasyonu zaten fazla mesaiyi seven bir kuşak değil, ızdırap çekip homurdanmayı sevmiyorlar yani arabesk değiller, manasız bir şekilde sırf patrona şov yapmak için fazla mesai de yapmıyorlar. Dolayısıyla en iyi yeteneği çekip bünyede tutmak için onların potansiyellerini tam kullanmalarını sağlayıp angaryalara girmeden işlerini yapacakları ortamları oluşturmak şart. Bu yüzden hem iş yapış şekilleri, hem ekiplerin profilleri hem ScoreCard’lardaki KPI’lar hem de bunların ölçülme yöntemleri değişiyor. Artık personeller için olan KPI’lara tedarikçiler için olanlar da ekleniyor ki bu da bütün tedarik zincirinin izlenebilir olmasını gerektiriyor. Aslında bu zincirin içinde yer alan herkesin sürdürülebilirliği adına muazzam bir gelişme çünkü günü kurtarmaktan geçip önlerine bakacaklar. Zincirin halkalarının birbirine bağlı olduğunu anlıyor ve başarı için işbirliği yapma zorunluluğunun farkına varıyoruz.

1995 sonrası doğumlular zaten teknolojinin içine doğdukları ve çoğunun mobil telefonu olduğu için hem internet okuryazarlığı hem gelişen teknolojileri takip etme konusunda fazlasıyla ilgililer. Asıl sıkıntı 50 yaşın üstündeki çalışanların hâlâ eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya tutunuyor olması. O çalışanlar dijitalleşmenin küçük bir dalga olduğunu düşünüyorlar ama bu bir Tsunami ve dijitalleşmekten kastedilen Zoom toplantıları yapabilmek değil. Bunu yakında görecekler. Rapor istediklerinde birilerinin onlara gönderdiği raporlardan ziyade bilginin proaktif oluşturulduğu ve veri veya bilgiden ziyade içgörünün olduğu raporların işi yönlendirdiğine tanık olacaklar. Yapay Zeka ile birlikte bu konu o jenerasyonu çok korkutacak ama yapay zekanın akıllı asistan yapısı ile insanın sorgulama becerisi birleştiğinde ortaya muazzam bir yönetim sistemi çıkacak. Doğru zamanda, doğru bilgi, doğru kişinin önüne bir içgörü olarak geldiğinde ve insanın sorgulama becerisi ile birleştiğinde muazzam bir yönetim ortamı ortaya çıkacak, aslında çoktan çıktı bile, yayılmasını bekliyoruz.

Dijitalleşme, iş aralarında yapılan çay ve kahve sohbetlerini ortadan kaldırabilir ki bu çok ciddi bir tehlike çünkü insanların ortam değiştirip iş arkadaşlarıyla iş dışında sohbetler yaptığı anlar yeni fikirlerin en fazla ortaya çıktığı zamanlardır. Bir sohbete tanık olmanın veya başka birimden birinin sorunlarını dinlerken empati kurmanın çok büyük katkıları var. Çoğu yenilikçi fikir homurtuları dinleyenlerden çıkmamış mıdır? Önemli olan problemlerin duyulur olmasıdır.

Bu yüzden video konferans, uzaktan bağlantı gibi çalışma yöntemlerinin hibrit bir yapıda olmasını ve dijitalleşmenin angaryalara odaklanmasını, insanların kendilerini gerçekleştirmelerine katkı sağlamasının önemine değinmek isterim. Ofis ve ev, dijital ve yüzyüze iletişim harmanlanmalı ve sektör için en verimli karışım seçilmelidir. Haftada 4 gün çalışma, Japonya’da verimi artırırken, Avrupa’da mesai saatlerini sizin belirlediğiniz 35 saatlik haftalık çalışma süresi de başka bir yöntemdir. Nicelikten ziyade niteliğin kıymetini dijitalleşme sayesinde anlayacağız.

Dijitalleşme sayesinde işi ölçüp yönetebilir hale geleceğiz. Konuyu bilenin 3 saatte çözdüğü bir işi bir başka çalışan 8 saatte çözüyorsa 3 saatte çözen kalan 5 saatinde kendine vakit ayırıp kendi gelişimine katkı sağlayabilecek. Sadece şirketlerin değil, çalışanlardan tedarikçilere müşterilere kadar bütün paydaşların kazandığı bir senaryo olmazsa dijitalleşme, daha doğrusu dijital dönüşüm başarılı olamaz. Sonuçta dijitalleşmeden kastedilen bir dönüşümdür ve o da değişimi gerektirir. İnsan doğasından dolayı değişimi destekler ama değişmek istemez. Bu nedenle önümüzdeki 5 yıllık dönemde değişimi sadece çalışanlardan beklemek büyük bir hata olacaktır. En büyük avantajımız olan insan kaynağımız en büyük engelimiz de olabilir aynı zamanda.

Bu güzel paylaşım için Gökhan Bey’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Global piyasalarda şirketler için gerçek varlık değeri yaratacak olan, yazılımların satın alındığı değil teknolojinin geliştirildiği hatta yazılımların yapıldığı ortamlardır.